Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers

14 Aralık 2010 Salı

Annemi Daha İyi Anlıyorum-1


Evet canım annemi, biriciğimi şimdi çok daha iyi anlıyorum.. Hem de bir çok konuda... Defnemiz geçtiğimiz hafta sonu biraz rahatsızdı, hatta son 3 aydır, 2 yıl boyunca hasta olduğundan çok daha fazla hasta oldu.. Ateş çıkar düşmez, öksürük gelir gitmez, kulak ağrır (neyse ki o çok süremedi), perişan durumdaydık. Ama benim asıl perişanlığım minnoşumu o halde görmekti.. O kıpır kıpır, yerinde oturmayan, her daim şarkı türkü, dans, sohbet insanı gitmiş, yerine yaprak gibi oradan oraya savrulan bir minik can gelmişti... İşte o zaman onun acısının nasıl da bana geçtiğini farkettim. Tıpkı annem gibi...

Canlarım benim iknizi de çok seviyorum.


21 Ekim 2010 Perşembe

Her Bebek Aynı Olmaz

Evet, Defnem doğmadan çok sayıda kitap okudum, bir sürü dergiye abone oldum... Benim küçük kardeşim olmadı, yeğenim büyürken yanında değildim ve şimdi ilk bebeğim dünyaya gelecekti. Herşey o kadar da yabancıydı ki.. 30 yaşıma kadar hiç bebek bezi değiştirmemiştim... Bu bile benim için çok değişik ve yabancı birşeydi.. Ama dediğim gibi bir sürü kitap okumuştum... Hatta eğitimlere de katılmayı planlamıştım ama hamileliğimde hareket etmem yasaklandığı için ben de kendimi kitap ve dergilere emanet etmiştim..
Derken Defnoş dünyaya geldi... Kitaplara göre yeni doğan bebekler sürekli uyurdu, emzirmek için uyandırmak gerekirdi... Ama Defne emzirip yerine koyduktan 10 dakika sonra yeniden ağlayarak uyanıyordu... Sürekli emmek istiyordu.. Yine kitaplara göre en fazla 20 dakika, bilemedin yarım saat emizirip, 3 saat ara vermek gerekiyordu... Bizim için imkansız birşeydi. Bu 6 ay boyunca böyle gitti... Hiçbir kitaba uymayan bir bebeğim vardı ve bu beni sudan çıkmış balığa çevirmişti, kendime güvenimi yitirmiştim.
Neden sonra anladım ki her bebek ayrı birer BİREY ve her biri birbirinden farklı... Bunu anladıktan sonra artık kendime güvenim gelmişti. Aslında kıyalarda köşelerde bu da yazılı idi ama onları dikkatli okumamış, yöntemlere konsantre olmuştum. Neyse artık Defnemin benim emsalsiz biricik kızım olduğunu anladıktan sonra herşey daha bir yerine oturdu. Artık ben onu tanımaya çalışıyordum. Kendine has özelliklerini anlamaya çalışıyordum ve daha çok içimden geldiği gibi davranıyordum. Herşey daha kolay olmaya başlamıştı. Sanırım anne olmaya başlamıştım. Biraz geç de olsa...

17 Eylül 2010 Cuma

Ve Annecik Yeniden Aranızda...

Evet artık nihayet PMP de olduktan sonra, hiç bahanem kalmadan minnoşum için birşeyler yapmanın vakti geldi...

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Mucize

Evet, mucize, her insan bir mucize.. Böyle düşününce etrafımızdaki her canlı birer mucize ama insan mucizesi bir başka... Defnecik bir nokta kadardı ilk doktora gittiğimizde, benim için büyük bir sürprizdi varlığı ama bir de kalbi atıyordu... Nasıl da hızlı hızlı, bir an önce büyüyüp ortaya çıkabilmek için telaşlanıyordu sanki. İnanamadım, gözlerim doldu sesleri duyunca, evet artık bir bedende 2 kalp atıyordu. Kasım 2007, Defnem artık benimleydi...
Bu ilk mucizenin ardından gelişmeler inanılmazdı, her aşaması harikulade ve hayranlık vericiydi... 3. Kontrolde artık eli, ayağı dahi olan bir parmak çocuktu :) Doktorumuz tam belli olmaz ama kız gibi dediğinde zaten adı hazırdı.. Ben çok önceden karar vermiştim, kızım olursa adını "Defne" koyacağım diye..
Derken yaşanan tatsızlıklara rağmen Defne hayat ve bana tutunmaya devam etti. Hatta erken doğum riski olmasına rağmen 39 hafta 3 günlükken sezaryen ile doğdu küçük mucize... Ama o kadar güzeldi ki...

10 Ağustos 2010 Salı

Anladım...

Evet sonunda anladım, daha doğrusu kabul ettim... Ben iyi bir blog yazarı değilim.. Halbuki çok da hevesle başlamıştım ama her defasında bir bahane bulmakta ve zaman ayıramamakta üstüme yok. Defne için ileride çok büyük bir hatıra olacağına inanarak başladığım bu sevdama ara mı versem acaba? Ya da bir şanş daha mı vermeli..
İlerde paylaşmak istediğimde neden bu kadar uzun aralıklarla yazmadığımı sorduğu zaman bahanelerimi mi sıralasam acaba... "Evet kızım ilk yazmaya başladığımda MBA yapıyordum, sürekli ödev, tez, bir yandan da seni ihmal etmek istememem nedeniyle vakit bulamadım"... sonra master bitti, işe tam gün başladım ve bu defa da PMP olmaya karar verdiğim için senin her gün yeni bir film gibi yaşanan anlarını yazmaya, paylaşmaya zaman ayıramadım"... "onu da bitirince bundan sonra da Breeam AP olmayı hedefliyorum, o zaman da hiç fırsatım olmayacak".. öyle böyle derken bu yaşa geldin.....
Yok hayır dememeliyim, böyle olmamalı...
Ok karar verdim bir ŞANS daha vereceğim kendime, pişman olmamak için

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Defneden Önce (DÖ) Defneden Sonra (DS)

Defne'nin gelececiği öğrendiğim günden itibaren hayatımızda nelerin değişeceğini az çok tahmin edebiliyor ve bununla ilgili de bazı endişeler taşıyordum. Ancak onun sesini duyduğum andan itibaren bütün o düşündüklerim gerçekleşse bile, onunla birlikte olmanın herşeye değeceğini anladım.
Profilimde de belirttiğim gibi, bu aslında bizim 2. bloğumuz (3. ile ilgili de fikirler üretmeye başladım bile). Diğer blogumuzdan farklı olarak burada Defne ile yaşadıklarımızı, biraz da kendi yorum ve gözlemlerimi katarak irdelemeye çalışacağım. Bu konuda da; "Defne Bana Neler Öğretti?" başlığını kullanmayı uygun buldum. Defne'nin varlığını öğrendiğimiz dönemden itibaren onun varlığının bana neler öğrettiği/kattığı konusunda fikirlerimi paylaşmaya çalışacağım.