Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers

26 Eylül 2011 Pazartesi

Sabreden Derviş

Ben çok tez canlı falan bir insan değilimdir ama serde sabırsızlık olduğunu itiraf etmeliyim. Hal böyle iken bir cocuk sahibi olduktan sonra benim icin öğrenilmesi gereken seylerin başında sabretmek gerekiyordu. İlk gunler uykusuzluk icin, sebebini bilmediğiniz ağlamalar için, birbirinizi anlamak için, bu yeni duruma alışmak için, ağrılar-sancılar için; daha sonra birseyler öğrenmek-öğretmek için ve her daim annelik için sabır en önemli meziyetlerden biri... Aslına bakarsanız bu yolculukta sabretmek her gecen gün daha çok ihtiyacınız bir özellik. Sabır dersi bitmek bilmiyor hele de bu dersi almamakta kararlıysanız :))) ama ogredigim bir şey var ki o da sabreden Derviş'in gercekten muradına erdiği.... Paylaşımlar arttıkça daha kolaylaşan sabır dersini her anne babanın en kısa zamanda alıp bir hayat tarzı olarak benimsemesini ve bu yolda gelişmesini dilerim. Tabi bizim de... :))) Bu arada artık biz de ipad'in nimetlerinden faydalananlar arasına katıldık çok şükür... Ben de bundan sonra bu hevesle daha çok yazmayı umut ediyorum...

8 Eylül 2011 Perşembe

Anne Kucağının İyileştirici Gücü

Bugün okuduğum bir haber, aslında farkında olduğum ama Defne'nin bana öğrettikleri konusunda atladığım bir konu olmuştu. Araştırmada topuklarından kan alınan bebekler, annelerinin ve babalarının kucağında iken gözleniyor ve anne kucağındaki bebeğin acıya daha fazla dayanabildiği görülüyor.
Bu konuyu aslında her anne, anne olunca kendisi farkediyor. Defne küçükken aşı olurken kucağımda neredeyse hiç ağlamazdı. Şimdi de düştüğü zaman, bir yere çarptığı zaman hemen kucağıma alırım. Aslında benim bile dayanmakta güçlük çekeceğim bir yarası ya da beresi varken bile benim kucağımda hemen susuverir. Ne güzel bir nimettir bu... Daha sık kucaklaşmak gerek. Küçükken çok yorgun olur ve annem ya da bakıcımızdan yardım isterdim kucak konusunda, şimdi düşünüyorum acaba yeterince sarıp sarmalayamadım mı küçük balığımı?

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Karşılıksız Sevmek

Evet blogumuzda amaç Defne'ye hamileliğimle başlayan ve doğumla ve büyüme evresiyle devam eden karşılıklı bir öğrenme sürecinden bana kalanlardı. Ancak hedeflediğim gibi düzenli olarak yazmaya devam edemediğim için biraz da anlamını yitirdi. Ama elimde kalanları geç de olsa paylaşmaya devam etmeye kararlıyım.
Defne'nin ilk doğduğu günler, epey sıkıntılı aslında... Ben spinal anastezi ile sezaryen doğum yaptım, doktorun yanlış yönlendirmesi daha doğrusu uyarmaması sebebiyle az su içtiğim için inanılmaz bir baş ağrısı (ama bu ağrıyı baş ağrısı olarak geçiştirmek istemem keza tarif etmek için oldukça yetersiz kalıyor), bşr yandan bir türlü çoğalamayan süt, bir yandan doyamayan o yetmezmiş gibi bir de gazını çıkaramayan Defne, sürekli (1 saati bile bulan) emzirme seansları sonrasında yar aolan göğüs uçları, ve tam uyku gözüme düşmüşken yeniden ağlama sesleri.... Üstüne biraz da post partum depresyon eklenince saatli bomba gibiydim... Ama minik kuzu o kadar güzel, o kadar masum ve o kadar benim parçamdı ki, herşeye rağmen ona olan sevgim gün geçtikçe büyüdü, hem de hiç bir karşılık beklemeden...

19 Ağustos 2011 Cuma

Kaldığımız Yerden Devam

Evet atlatılan badireler, sonu gelmeyen projeler bir yana artık yazmanın vakti çoktan geldi de geçiyor... Aslında insan yazmaya bir başalsa gerisi gelecek ama önemli olan o disiplini edinebilmek. Disiplin demişken aklıma Defne'den sonra farkındalığımın geliştiği bir konu aklıma geldi. Sabır... Evet ben görünüşte çok sakin bir nisan intibaı uyandırsam da aslında çok sabırsız(ımdır)dım. insan çocuk sahibi olunca bazı şeylerin yoluna gimesi için sabırlı olması gerektiğini ve bunu da bir alışkanlık haline getirerek kendini disipline etmesi gerektiğini öğreniyor. Yani en azından benim için öyle oldu. Çocuk büyütmenin her aşaması sabır istiyor. Çünkü hele de dünya ile yepyeni tanışmış bir insanın bu yeni ortama alışması ve yaşamını sürdürebilmeyi öğrenmesi hem kendisi hem de çevresi için oldukça sabır gerektiren bir durum. Biblo gibi köşesinde dururken neredeyse 1 yıl içinde mucizevi gelişme ile yürümeye ve hatta kendini bir şekilde ifade etmeye başlayan bir insan yavrusu için belki 1 yıl çok uzun bir zaman dilimi değil gibi görünebilir ama dediğim sabrınızı geliştirdiğiniz bir dönemlerin başlangıcıdır.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Oturabilme Özgürlüğü

Geçenlerde başıma gelen küçük bir düşme vak'ası nedeniyle şu anda kırık bir kuyruk sokumu kemiğiyle yaşamımı idame ettirmeye çalışıyorum. İlk gün oldukça yoğun ağrı ve ilaçların etkisiyle sersemlikle geçen ve Defne'nin anlamadığı durumum ertesi gün aynı şekilde devam edemezdi, keza anladım ki küçük çocuğu olan bir annenin hasta olma lüksü de olmuyormuş... Bu nedenle kendimi düşünce terapisiyle tedavi edip hayata dönmeye çalıştığım ilk günün ardından Defne'yi okula bırakıp, işe giderek kendime gelmeye çalıştım.. Aradan 7 gün geçtikten daha iyi hissediyor olmama rağmen ağrılarım özellikle de otururken ve kalkarken devam etmekte ve küçük kırıkcık kendini hissettirmek için elinden geleni yapmaktadır. Peki ben ne yapıyorum şu anda rahat rahat poposunun üstüne oturabilmenin ne büyük bir özgürlük ve güzellik olduğunu farkediyorum.. Bir süre daha oturma simidiyle hayata devam.

Yeniden Merhaba

Evet aylar olmuş yine.... Sürekli aklımda ama bir türlü konsatre olup yazamıyorum... Özellikle de bloguma ulaşmak için bir sürü yeni ayaryapacak olmak beni soğuttu, şimdi tekra burada olmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Yazmayalı neler oldu neler... Defne okula bir süre ara verdi, sonra geri döndü, müsamerelere katıldı, gezilere gitti ve artık tam bir birey olarak karşımızda.. Zaten uzun zamandır öyleydi ama artık kelime haznesi de geliştikça bir başka oldu küçük cadı....