26 Eylül 2011 Pazartesi
Sabreden Derviş
Ben çok tez canlı falan bir insan değilimdir ama serde sabırsızlık olduğunu itiraf etmeliyim. Hal böyle iken bir cocuk sahibi olduktan sonra benim icin öğrenilmesi gereken seylerin başında sabretmek gerekiyordu. İlk gunler uykusuzluk icin, sebebini bilmediğiniz ağlamalar için, birbirinizi anlamak için, bu yeni duruma alışmak için, ağrılar-sancılar için; daha sonra birseyler öğrenmek-öğretmek için ve her daim annelik için sabır en önemli meziyetlerden biri... Aslına bakarsanız bu yolculukta sabretmek her gecen gün daha çok ihtiyacınız bir özellik. Sabır dersi bitmek bilmiyor hele de bu dersi almamakta kararlıysanız :))) ama ogredigim bir şey var ki o da sabreden Derviş'in gercekten muradına erdiği....
Paylaşımlar arttıkça daha kolaylaşan sabır dersini her anne babanın en kısa zamanda alıp bir hayat tarzı olarak benimsemesini ve bu yolda gelişmesini dilerim. Tabi bizim de... :)))
Bu arada artık biz de ipad'in nimetlerinden faydalananlar arasına katıldık çok şükür... Ben de bundan sonra bu hevesle daha çok yazmayı umut ediyorum...
8 Eylül 2011 Perşembe
Anne Kucağının İyileştirici Gücü
Bu konuyu aslında her anne, anne olunca kendisi farkediyor. Defne küçükken aşı olurken kucağımda neredeyse hiç ağlamazdı. Şimdi de düştüğü zaman, bir yere çarptığı zaman hemen kucağıma alırım. Aslında benim bile dayanmakta güçlük çekeceğim bir yarası ya da beresi varken bile benim kucağımda hemen susuverir. Ne güzel bir nimettir bu... Daha sık kucaklaşmak gerek. Küçükken çok yorgun olur ve annem ya da bakıcımızdan yardım isterdim kucak konusunda, şimdi düşünüyorum acaba yeterince sarıp sarmalayamadım mı küçük balığımı?
22 Ağustos 2011 Pazartesi
Karşılıksız Sevmek
Defne'nin ilk doğduğu günler, epey sıkıntılı aslında... Ben spinal anastezi ile sezaryen doğum yaptım, doktorun yanlış yönlendirmesi daha doğrusu uyarmaması sebebiyle az su içtiğim için inanılmaz bir baş ağrısı (ama bu ağrıyı baş ağrısı olarak geçiştirmek istemem keza tarif etmek için oldukça yetersiz kalıyor), bşr yandan bir türlü çoğalamayan süt, bir yandan doyamayan o yetmezmiş gibi bir de gazını çıkaramayan Defne, sürekli (1 saati bile bulan) emzirme seansları sonrasında yar aolan göğüs uçları, ve tam uyku gözüme düşmüşken yeniden ağlama sesleri.... Üstüne biraz da post partum depresyon eklenince saatli bomba gibiydim... Ama minik kuzu o kadar güzel, o kadar masum ve o kadar benim parçamdı ki, herşeye rağmen ona olan sevgim gün geçtikçe büyüdü, hem de hiç bir karşılık beklemeden...
19 Ağustos 2011 Cuma
Kaldığımız Yerden Devam
Etiketler:
anne sevgisi,
Defne bana neler öğretti
11 Temmuz 2011 Pazartesi
Oturabilme Özgürlüğü
Geçenlerde başıma gelen küçük bir düşme vak'ası nedeniyle şu anda kırık bir kuyruk sokumu kemiğiyle yaşamımı idame ettirmeye çalışıyorum. İlk gün oldukça yoğun ağrı ve ilaçların etkisiyle sersemlikle geçen ve Defne'nin anlamadığı durumum ertesi gün aynı şekilde devam edemezdi, keza anladım ki küçük çocuğu olan bir annenin hasta olma lüksü de olmuyormuş... Bu nedenle kendimi düşünce terapisiyle tedavi edip hayata dönmeye çalıştığım ilk günün ardından Defne'yi okula bırakıp, işe giderek kendime gelmeye çalıştım.. Aradan 7 gün geçtikten daha iyi hissediyor olmama rağmen ağrılarım özellikle de otururken ve kalkarken devam etmekte ve küçük kırıkcık kendini hissettirmek için elinden geleni yapmaktadır. Peki ben ne yapıyorum şu anda rahat rahat poposunun üstüne oturabilmenin ne büyük bir özgürlük ve güzellik olduğunu farkediyorum.. Bir süre daha oturma simidiyle hayata devam.
Yeniden Merhaba
Evet aylar olmuş yine.... Sürekli aklımda ama bir türlü konsatre olup yazamıyorum... Özellikle de bloguma ulaşmak için bir sürü yeni ayaryapacak olmak beni soğuttu, şimdi tekra burada olmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Yazmayalı neler oldu neler... Defne okula bir süre ara verdi, sonra geri döndü, müsamerelere katıldı, gezilere gitti ve artık tam bir birey olarak karşımızda.. Zaten uzun zamandır öyleydi ama artık kelime haznesi de geliştikça bir başka oldu küçük cadı....
Yazmayalı neler oldu neler... Defne okula bir süre ara verdi, sonra geri döndü, müsamerelere katıldı, gezilere gitti ve artık tam bir birey olarak karşımızda.. Zaten uzun zamandır öyleydi ama artık kelime haznesi de geliştikça bir başka oldu küçük cadı....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
